Ayrılma Anksiyetesi Bozukluğu

0

Ayrılma Anksiyetesi Bozukluğu
Bu bozukluğu olan bireyler her evden ya da bağlandıkları kişilerden ayrıldıklarında yineleyici bir biçimde aşırı sıkıntı ve kaygı yaşarlar. Bu anksiyete, bireyi gelişim düzeyine göre beklenenden fazladır, bozukluk bir dönem için en az 4 hafta sürmelidir. 18 yaşından önce başlamalıdır. Bağlandıkları başlıca kişilerden ayrıldıklarında bu kişilerin nerede olduklarını bilmeye ve onlarla ilişki içinde olmaya (örn.

Ayrılma Anksiyetesi Bozukluğunun temel özelliği evden ya da evde bağlandığı kişiden ayrılmaya bağlı aşırı anksiyetenin olmasıdır
telefon ile görüşmeleri) gereksinim duyarlar. Eve dönme özlemi içindedirler ve sürekli yeniden birleşme düşleri kurarlar.
Bağlandıkları kişilerden ayrıldıklarında kendilerinin veya bağlandıkları kişilerin bir kaza geçirecekleri ya da hastalanacaklarına ilişkin sürekli ve aşırı bir kaygı yaşarlar. Bu bozukluğu olan çocuklar sıklıkla kaybolma ve ana babasına bir daha kavuşamama korkusu yaşarlar. Tek başına evden veya bildik çevreden uzağa bir yere yolculuğa çıktıklarında huzursuzlaşırlar ve tek başlarına bir yere gitmekten kaçınırlar. Okul ya da kampa katılmaya karşı çıkarlar, arkadaşlarının evine ziyarete gitmez ya da orada uyumazlar, ufak tefek işler için bile evden çıkmazlar. Bu çocuklar odada tek başına oturamazlar, “yapışkan” davranışlar gösterirler, evde ana babalarının çevresinde dolaşırlar ya da onları “bir gölge gibi” izlerler.
Bu bozukluğu olan çocuklar uyku zamanı zorlanırlar ve uyuyana kadar yanlarında birinin olmasını isterler. Gece boyunca kendi yollarını bir şekilde ana babalarının (ya da kardeşleri gibi, önemli başka bir kişi) yatağına göre ayarlar; ana babanın yatak odasına gitmeleri yasaklanmışsa, oda kapısının önünde uyuyabilirler. Korkularını yansıtan (örn. bir yangında, cinayette ya da büyük felakette ailenin zarar görmesi) gece kabusları görebilirler. Ayrılıkta ya da böyle bir ayrılık beklendiğinde karın ağrıları, baş ağrıları, bulantı ve kusma gibi bedensel yakınmaları olur. Çarpıntı, baş dönmesi ve halsizlik hissi gibi kardiovasküler belirtiler küçük çocuklarda nadir olmakla birlikte daha ileri yaştaki bireylerde yaygın olarak gözlenebilir.
Okula başlama çocuk için çok uzamış separasyonun (ayrılığın) ilkidir. Ayrılma (separasyon) anksiyetesi bozukluğu sebebiyle okul reddi dahil okula devam etme ile ilişkin problemler pediatride artan sıklıkla karşımıza çıkmaktadır. Okula devam etme, çocuğun kronik stresle ne kadar iyi başa çıkabildiğinin göstergesidir. Okul başlangıcında çocukların % 80′i çeşitli derecelerde okula uyum (adaptasyon) güçlüğü çekerler. 6-8 yaşlarında oluş, tek çocuk oluş ve aşırı bağımlı çocuklarda semptomlar daha sıktır. (J. Harris, 1994)
TARİHÇE:
İlk olarak 1932′de Broadwin; Okul reddi ile ilişkin anksiyeteli çocukları; okula gitmemeyi tarif eden okuldan kaytarmanın (kaçmanın=truancy) bir formu olarak tarif etmiştir. Okuldan kaçma, kurallara uymamanın ve suç işlemenin ilk işaretidir. Broadwin okul reddini tarifinde; Çocuk; bir kaç aydan, bir yıla kadar sürede okulda bulunmamıştır. Devamsızlık belirgindir. Çoğu zaman aile çocuğun nerede olduğunu bilir. Çocuk, anne ile beraber veya evin yakınında bir yerdedir. Kaytarmanın sebebini anne-baba ve öğretmenler anlayamaz. Çocuk; “okula gitmekten korktuğunu”, “öğretmenden korktuğunu” veya “okula niçin gitmek istemediğini bilmediğini” söyleyebilir. Çocuk evde olduğunda mutlu ve kaygısızdır. Okulda mutsuzdur, cezalara rağmen ilk fırsatta eve kaçar. Genellikle ani başlangıçlıdır.
Broadwin’in; “Bu çocuklar annesine kötü bir şey olacağından korkarlar, rahatlama ve anksiyetesini yatıştırmak amacıyla evlerine kaçarlar” gözlemi daha sonraları birçok klinik çalışmada gösterilmiştir. Bu gözlemlere dayanarak; bir çok okul reddinde okul korkusunun, gerçekte evden ayrılma korkusu olduğu tarzında şekillenmiştir.
1941 de yaygın okula devamsızlık sebeplerinden ayrı olarak okul fobisi (school phobia) tanımlandı. Klinik bulgular gösterdi ki; okul reddi (school refusal) tek bir antite değildi, birden fazla sebep rol oynuyordu.
Hersov; okul kaçağı (kaytarma=Truancy) ve okul reddi ayırımının üzerinde durdu. 50 okul kaçağı ve 50 okul reddi olan çocuk karşılaştırdı. Okul reddi olan çocukların; artmış emosyonel problemli ailelerden gelmekte olduğunu, çocukluğunda daha az sıklıkla anne yoksunluğu yaşadıklarını, pasif, bağımlı ve aşırı korunmuş olduklarını tespit etti. Bu çocuklar kaytaran çocuklara oranla okulda başarı ve davranış olarak daha yüksek standart gösteriyorlardı. Bu çocuklarda anksiyete ve depresif semptomlar da dikkati çekmekteydi. Okul kaçağı olan grup; büyük oranda disiplin yoksunu olan ailelerden gelmekte, bebekliğinde anne yoksunluğu daha fazla yaşamış ve geç çocuklukta anne-baba yoksunluğu daha fazla yaşamış çocuklardı. Bu çocukların okul değişiklikleri daha sık ve başarıları daha düşüktü. Okuldan kaçma, antisosyal davranımın bir görünümüydü.
Okul reddini etkileyen faktörler şunlardır:
1-) Bebeklik sırasında geceleri bebek bakıcısı kullanımı
2-) Çocuk eve gelişinde annenin evde olmayışı
3-) Evdeki vazifelere babanı katılmaması
4-) Ele ilgili görevlere çocuğun katılımının olmaması
5-) Erken çocuklukta arkadaş yokluğu
6-) Komşularıyla ailenin nadir temas içinde olması

TEDAVİ:

Tedavi çocuğun durumunun formulasyonuna dayanır. Birlikte aile terapisi önemlidir. Gittleman -Klein 6 haftalık çift kör çalışmada 7-16 yaş separasyon anksiyete bozukluklu erkek ve kız çocuklarında imipraminle iyileşme bildirdiler.
Spesifik tedavi planı okula erken dönmeyi ve tedaviye öğretmenin tam katılımını içerir. Hastaların 2/3′ ü veya daha fazlası iyileşir.
Okul reddinin davranış tedavisinde, klinisyen çocuğun okula geri dönüşünü tedrici (gradual) veya hızlı ( rapid) olarak planlayabilir. Belli vakalarda okula tedrici dönüş gerekli olmasına rağmen, okula hemen dönüşünün sağlanması sekonder komplikasyonları azaltır. (King, 1989)
Çocuk okulda başarısız kalmaktan ve öz saygısını kaybetmekten korku duyabilir veya okuldan korku gerçek bir nedene bağlı olabilir. Ancak bu tip korkular, ayrılma anksiyetesi adı verilen durumlardan daha çok yüzeyseldir, geçicidir. Korktuğu nesnelerin ortadan kalkması ile çocuk böyle bir korkudan kurtulabilir. oysaki patolojik anne-çocuk ilişkilerinin söz konusu olduğu okul fobisi denilen durumda çözüm, ancak ilişkilerin düzeltilmesine bağlıdır. Dikkatli bir gözlemle anne çocuk arasındaki bağımlılık farkedilebilir, çocuğun korkularının ayrılma anksiyetesi türünde olup olmadığı anlaşılır. Bu durumda genellikle annenin de psikolojik terapisi gerekir.
Çocuğu, tedavi yaklaşımında okula gitmediği için suçlamaktan kaçınılmalıdır. Bu durumun pek çok çocukta görülebildiği, tedavi edilebileceği anlatılmalıdır.
www.psikolojikdanisma.net

Paylaş.

Yazar Hakkında

Yorum Yaz

Time limit is exhausted. Please reload the CAPTCHA.