Depresyonun ilaç olmadan da tedavisi mümkün

0

Depresyonun ilaç olmadan da  tedavisi mümkün

Depresyon, insanlığın tarih boyunca uğraştığı en büyük sağlık problemlerinden biridir. Depresyon nedeniyle oluşan maddi ve manevi kayıplar ölçülemeyecek kadar fazladır.
Depresyon bu kadar önemli bir sorun olduğu halde, ilaç tedavisi ancak 1950’lerden itibaren yapılmaya başlanmıştır.  Zaten ilk depresyon ilacı da verem tedavisi esnasında tesadüfen bulunmuştur. Depresyon yaşıyan bir çok kişi, keşke fiziksel bir hastalığım olsaydı da bu ruhsal sorunla uğraşmasaydım diye düşünmektedir. Depresyon nedeniyle ortaya çıkan can kayıplarının (intiharlar, kanser gibi diğer ölümcül hastalıkları tetiklemesi vs gibi), savaşlardan oluşan kayıplardan hiç de aşağı olmadığı ileri sürülmektedir
Daha öncesinde tedavide kullanılacak etkili bir ilaç mevcut değildi. Hastaya ya geleneksel yöntemler kullanılıyordu ya da kaderine terkediliyordu. Örneğin Çin’de depresyon hastaları, 40-50 metre yükseklikten nehirlere ya da göllere atılır, suyun şok etkisi ile birçokları düzelir, bu arada ölümler de olurdu.
Depresyonda, serotonin, dopamin ve noradrenalin gibi bir çok nöroamin sorumludur. Ancak verilen ilaçlar genelde bu maddelerden sadece birini tamamlamaya yöneliktir. Ancak bir hastada bu nöroaminlerden hangisinin hastalığa neden olduğunu önceden anlamak mümkün değildir. Hatta bu üçü dışında başka bir nöroamin de olabilir. Bu üç maddeyi birden vermekte mümkün değildir. Çünkü bu durumda ilaç kullanmayı imkansız kılan ilaç etkileşimleri olmaktadır.
Günümüzde çoğunlukla serotonin maddesini tamamlayan ilaçlar kullanılmaktadır. Ancak hiç şüphesiz ki, depresyona sebep olan tek madde serotonin değildir. Bu nedenle kullanılan ilaçların etkili olmaması ya da tatminkar düzelme sağlayamaması her zaman mümkün olabilmektedir. Üstelik ilaçların uzun süreli hatta bazen ömür boyu kullanılması da gerekebilmektedir. Ayrıca ilaçların, kilo alımı, cinsel fonksiyon ve libido kaybı, uyku yapma ya da uykusuz bırakma gibi istenmeyen bir sürü yan etkileri de olabilmektedir.
Bu durum, depresyonun ilaçla tedavisi hernekadar kismen tatminkar olsa da, biz hekimleri ister istemez başka arayışlara sevketmiştir. Son 10-15 yıla kadar depresyon, panik atak ve okb gibi ruhsal hastalıkları gözle görülmeyen, elle tutulmayan hastalıklar olarak düşünüldüğünden zaten ‘’ruhsal hastalıklar’’ kategorisinde ele alınmaktaydı. Depresyonda beynimizin hangi bölgesinin fonksiyon dışı kaldığı bilinmiyordu. Ancak fonksiyonel MRI, PET, SPECT ve üç boyutlu beyin aktivitesi incelemelerinden sonra anlaşıldı ki, önceden somut olarak belirleyemediğimiz bu hastalıklar aslında beynin bazı bölgelerinin iyi çalışmamasından kaynaklanmaktadır. Nasıl ki, parkinson bazal ganglionların patolojisinden, multipl scleroz da beynin ak madde (sinir kılıfları) tutulumundan kaynaklanıyorsa depresyon gibi psikolojik rahatsızlıklar da beynin sol frontal bölgesinin fonksiyonel aksamasından meydana gelmektedir.
Hal böyle olunca, madem depresyonun hangi beyin bölgesinden oluştuğunu biliyoruz, o halde onu dışardan herhangi bir ilaç kullanmadan tedavi edemez miyiz?! Soruları akla gelmiş ve araştırmalar bu yöne yoğunlaşmıştır. Böylece transkranial manyetik stimülasyon (TMS) tedavisi geliştirilmiştir.
Manyetik tedaviye ilham kaynağı olan hadise; ilk astronotların uzaya çıkınca ciddi anlamda depresyon yaşamaları ve bu durumun kabin içerisindeki manyetik ortamı düzeltince, hastalığın iyileşmesi olmuştur. Uzaydaki astronotların maruz kaldıkları depresyon tablosu uzun süre araştırılmış, sonunda olayın kabin içerisindeki manyetik alan eksikliğinden kaynaklandığı anlaşılmıştır.
Depresyonun, manyetik uyarılarla (TMS) tedavisi, günden güne büyük aşama kaydetmiş ve Amerikan FDA kurulu 2007 de TMS’nin  belirgin tedavi edici etkisini kabul ederek tedaviye onay vermiştir. Bu gelişmeden sonra TMS tedavisi hızla yayılma göstermiş ve dünyanın çeşitli ülkelerindeki modern nöropsikiyatri kliniklerinde yerini almıştır. Bugün artık TMS tedavisini sadece depresyon ve panik atakta değil, Alzheimer, felç ve parkinson gibi hastalıklarda da başarıyla uygulamaktayız.
Dünya da artık büyük bir sağlık problemi haline gelen Alzheimer hastalığı, ilaçlarla asla kontrol altına alınamazken, özellikle hafif-orta düzeyli vakaları, beynin bellek ile alakalı bölgelerine yaptığımız manyetik uyarılarla hastalığı tamamen düzeltemesek bile en azından hastalığın ilerlemesini durdurabilmekteyiz. Bu çerçevede kliniklerimizde 2008 den bu yana yüzlerce Alzheimer hastasını tedavi edip kontrol altına aldığımızı mutlulukla ve gururla söyleyebiliriz.
Yukarda belirttiğimiz gibi günümüzde depresyon tedavisi çoğunlukla SSRI (serotonin geri alım inhibitörleri) ile yapılmaktadır. Amaç eksik olan serotonini tamamlamaya yöneliktir. Halbuki depresyona neden olay, sadece serotonin eksikliği değildir, daha bir çok faktör rol oynamaktadır. Haliyle ilaç tedavisinden tam ya da kısmi düzelme her zaman mümkün olmamaktadır.
Bir çok yan etkisine rağmen depresyonda ilaç tedavisinin, daha ekonomik ve daha kolay ulaşılır olması nedeniyle hala ilk seçenek olması gayet doğaldır. Ancak ilaçlardan sonuç alamayan ya da tatminkar düzelme göstermeyen depresyon vakalarına mutlaka TMS uygulanmalıdır. Ayrıca ilaç kullanmak istemeyen, belirgin ilaç yan etkisine maruz kalan, ya da hamilelik, lohusalık gibi nedenlerle ilaç kullanması sakıncalı hastalarda da ilk seçenek durumundadır. Üstelik TMS tedavisinin uygulamaya girdiği 2007 yılından beri belirgin bir yan etkisi gösterilememiştir. Karaciğer hastalığı ya da yetmezliği nedeniyle ilaç kullanımının sakıncalı olduğu durumlarda, hamilelik ve süt emzirme dönemlerinde güvenle kullanılabilmektedir. Diğer taraftan bizde kliniklerimizde depresyon öncesi ve sonrası yaptığımız psikolojik testlerde hastalığın düzeldiğini somut olarak ta görmekteyiz.
Bu noktada, ‘’manyetik uyarılar ne yapıyorda, depresyonu düzeltiyor?’’ sorusu akla gelebilir. TMS, uygulama yapılan bölgede bozulmuş olan nöronal aktiviteyi düzeltmektedir. Manyetik darbeler, nöronlarda aynı bir ses ekosu gibi başdan başa titreşim sağlamakta, bu ise nöronal aktivitenin normal hale dönmesine neden olmaktadır. Böylece ilaçlar sadece bir nöroamini yerine koyarken, TMS tedavisi topyekün bölge fizyolojisini normale getirerek kalıcı bir düzelme sağlamaktadır.
 

Paylaş.

Yazar Hakkında

Yorum Yaz

Time limit is exhausted. Please reload the CAPTCHA.